13 Mayıs 2026

Halterin Efsanesi Halil Mutlu, BESST-İVAL ’26 Etkinlikleri Kapsamında Üniversitemize Konuk Oldu

Halterde 3 Olimpiyat,  5 Dünya ve 10 Avrupa şampiyonluğu olan; 52 kg, 54 kg ve 56 kg'da 20'den fazla dünya rekoru sahibi milli sporcumuz Halil Mutlu, BESST-İVAL ’26 etkinlikleri kapsamında Üniversitemize konuk oldu. 

Üniversitemiz Meslek Yüksekokulları Koordinatörlüğü (MEYOK) tarafından düzenlenen etkinliğe MEYOK Koordinatörü ve Kırıkkale Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Özgür Selvi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selim Cengiz, Fatma Şenses Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Şükrü Dilsiz, Delice Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Nursal Koca, Hacılar Hüseyin Aytemiz Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Esra Bozkaya, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Murat Gökgöz, akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimiz katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla programın açılış konuşmalarını Fatma Şenses Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Şükrü Dilsiz ve MEYOK Koordinatörü Prof. Dr. Özgür Selvi yaptı. 

Açılış konuşması sonrasında milli gururumuz Halil Mutlu, “Zirveye Giden Yolda Disiplin, Azim ve Başarı” konulu söyleşi gerçekleştirdi.

Hayat hikâyesini anlatan ve öğrencilerimize tavsiyelerde bulunan Halil Mutlu, “Burada olmama vesile olan hocalarımıza teşekkür ediyorum. Gençlerle buluşmayı, onlarla sohbet etmeyi seviyorum. Ben, 14 Temmuz 1973 tarihinde Bulgaristan Kırcaali şehrinin Uzuncalar köyünde Türk olarak dünyaya geldim. 12 yaşıma kadar Türk ismimle yaşadım ve daha sonra isimlerimiz değiştirildi. Ailem tütün işiyle uğraşıyordu. 1982 yılına kadar ailemle birlikte normal bir köy hayatı yaşıyordum ve köylü bir çocuk gibi oyun oynayarak, elimden geldiğince aileme yardım ederek 9 yaşıma kadar geldim. 4 kardeşim var. En küçükleri benim. Yaşadığımız bölge halkı yüzde yüz Türk halkından oluşuyordu. Bizim o bölgemizde ya bir tane öğretmen, ya bir tane doktor ya da bir tane sporcu çıkardı. İkincisi yoktu. Köylümüz ve aynı zamanda komşumuz olan İbrahim Abimiz, (İbrahim Elmalı) kasabada okumuştu. Kasabada yaşayanlar bizim için çok önemli insanlardı. Biz onlara şehirli gözüyle bakıyorduk. 9 yaşımda beni yanına çağırdı. Büyük bir heyecanla yanına gittiğimde, ‘Gel seni halterci yapalım, sporcu olacaksın, bak ben de yapıyorum’ dedi. Ben zaten güçlü bir çocuktum. Bu yaşlarda çocuklar arasında güreş yapıyorduk. Köyde sırtımın yere geldiğini hiç hatırlamıyorum. İbrahim Abi bana, ‘Kasabada okuyacaksın, Bulgarca öğreneceksin, spor ile uğraşacaksın’ diyerek beni bir şekilde ikna etti. Bizim için kasabada okumak ve Bulgarca öğrenmek çok önemliydi. Böyle bir ortamda büyüdüm. Ancak annem ve babam, gitmemi istemedi. 10 yaşımda haltere başladım. Kimimiz şartların kötülüğünden şikâyet ederiz, kimimiz imkânlarımıza şükrederiz, kimimiz de neden fazlası olmadığını sorarız. Halter salonunda ağırlıklarla çalışan abilerimiz vardı. O kadar fazla ağırlığı ilk defa orada gördüm ve biraz korktum. Geri dönmeye karar verdim. Annem ve babam da benim haltere gitmemi istemediklerini ama kapıdan çıkarsam bir daha geri dönemeyeceğimi söylediler. O cümleden sonra çok istememe rağmen geri dönemedim. Dönemediğim için bugün karşınızdayım. Anneme ve babama çok şey borçluyum. Hiçbir anne baba evladından ayrılmak istemez. Bu duyguyu anne baba olunca anlıyor insan. Zor şartlardan bu noktaya kadar geldim.” dedi.

Azim ve disipline vurgu yapan Halil Mutlu, “Severek yaptığım için iş bana kolay geliyor. Hiçbir zaman vazgeçmedim. En büyük korkum da tekrar köye dönmekti. Bu nedenle 10 yaşında haltere başladım. 16 yaşımda annemi ve babamı bırakıp Türkiye’ye geldim. Bazı korkular sizi istediğiniz hedefe doğru itebiliyor. 1990’da Ankara’da yeni bir hayata başladım. Hayatım boyunca kendimi ispat noktasında mücadele ettim. Bulgaristan’da zaten azınlıktasınız. Türk’sünüz ve ikinci plandasınız. Daha fazla bir şey yapmalısınız ki, kendinize yer edinebilin. Türk olsam da Türkiye de benim için yeni bir ortamdı. Salonda ‘Bunun gibi Türkiye’de binlerce çocuk var zaten’ denildi. Doğru söylüyorlardı, çünkü yolun başındaydım. Gocunmadım ama burada da kendimi ispatlamam gerekiyordu. Söylenenlere takılmadım ve kendimi ispatladım. Kendimi ispatlarken ülkemi ispatlama mücadelem doğdu. 1994 yılında Dünya Şampiyonasında dünya rekorunu 15 kg geliştirdim. Kolayca anlatıyoruz ama çok büyük bir olaydı. Devletimizin de desteğiyle 1995 yılında annemi ve babamı Türkiye’ye getirdim. O kadar emekten sonra burada kalmam gerektiğini düşündüm. Olimpiyat şampiyonu oldum. Her şampiyonaya ilk kez bir şampiyonaya katılıyormuşum gibi heyecanla katıldım. Hayallerim yoktu hedeflerim vardı. Bazı sıkıntılar olsa da benim için öncelik her zaman halterdi. Ailem ikinci planda kaldı. Çünkü halter olmasaydı bu ailem olmazdı. Bugün karşınızda ve Türkiye’de olmazdım. Hem emeğime hem de mücadeleme sahip çıkarak 1990 yılından 2008 yılına kadar ülkemizi utandırmamak adına elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Birincilikte de, ikincilikte de, beşincilikte de elimden gelenin en iyisini yaptım. Arkadaşlar, elinizden gelenin en iyisini yaparsanız takdir de toplarsınız. Türkiye, imkânları sundu; bana düşen çalışmaktı. Bu fırsatlar gençlerimize sunulursa bu ülkede bir değil üç Halil çıkar. Naim Süleymanoğlu’lar çıkar.” şeklinde konuştu.

Programın devamında Halil Mutlu, dinleyicilerin sorularını cevapladı.

MEYOK Koordinatörü ve Kırıkkale Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Özgür Selvi, Fatma Şenses Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Şükrü Dilsiz ve Öğr. Gör. Naime Yaprak, Halil Mutlu’ya ebru tablo ve teşekkür belgesi verdi.

Program, günün anısına fotoğraf çektirilmesi ile sona erdi.